Menenjit, beyni çevreleyen meningeal zarların ve spinal kordun enflamasyonudur. Bakteri, virus ve mantarlar gibi pek çok mikroorganizma menenjite yol açabilir. Çocukluk çağı bakteriyel menenjitlerinin %95’inden fazlasında üç mikroorganizma sorumludur: S. pneumoniae, N. meningitidis ve H. influanzae tip B.
Gelişmiş ülkelerde HIB aşısının rutin kullanıma girmesiyle, bu bakterinin neden olduğu menenjit vakalarında ciddi azalma tespit edilmiştir. Seyrek olarak Grup B streptokoklar, gram-negatif enterik basiller ve Listeria monositogenez yenidoğan döneminde menenjit etiyolojisinde ön plana çıkmaktadır.
Akut bakteriyel menenjit çok sık olmamasına rağmen, halen normal konakta gelişen en ciddi enfeksiyondur. Mortalite ve morbidite oranları çok yüksektir; her 10 vakadan biri kaybedilmekte ve yedi vakadan birinde sağırlık veya çeşitli beyin zedelenmeleri şeklinde ciddi sekeller kalmaktadır.
Ateş, başağrısı, kusma ve ense sertliği menenjitin klasik bulguları olmasına rağmen kesin tanı için BOS incelenmesi şarttır. Düşük BOS glukozu ve yüksek BOS proteini ile beraber PMNL hakimiyetindeki hücre varlığı bakteriyel menenjiti işaret eder. Yenidoğan döneminde vakaların atipik bulgularla çıkabileceği akılda tutulmalıdır.
Daha etkili bir antibiyotik seçimi için etiyolojik ajanın kültür veya lateks aglütinasyonu ile gösterilmesi gerekmektedir. Menenjit tedavisi için sadece BOS’un sterilizasyonu değil aynı zamanda en kısa süre içerisinde enflamasyonun engellenmesi de büyük önem taşır. Tercih edilen antibiyotikler BOS’ta gerekli minimum bakterisidal konsentrasyonun en az 10 katına ulaşmalıdır. Çocukluk çağı menenjit vakalarında adjuvan kortikosteroid tedavisinin yerini belirliyebilmek için pek çok çalışma yapılmıştır.
H. influenzae menenjitlerinde kulanımının avantajlı olduğu bildirilmişse de, diğer bakteriyel menenjitlerde
faydası olup olmadığı henüz kesin olarak kanıtlanmamıştır. Sonuç olarak, ciddi komplikasyonlara yol açabilen bakteriyel menenjitin prognozunu iyileştirmek amacıyla, erken tanı ve vakit kaybetmeden uygun tedavi düzenlenmesi zorunludur.
Öncesinde sağlıklı olan kişiler için en tehlikeli enfeksiyon olarak kabul edilen menenjit şüphesinde, sağlık hizmeti veren doktorların, (1) bakteriyel menenjit olasılığını değerlendirmesi ve hızla tanıya yönelmesi, (2) olası etkenleri içeren empirik tedaviye derhal başlaması, (3) klasik tedavi yaklaşımlarında değişikliklere neden olan direnç olasılığını göz önünde bulundurması, (4) uygun vakalarda anti-enflamatuar (steroid) ve/veya nöron koruyucu tedavi yaklaşımlarına da tedavi planı içerisinde yer vermesi gereklidir.
Pürülan menenjit vakalarının büyük kısmından üç bakteri sorumludur: Haemophilus influenzae (H. influenzae tip b aşısının rutin uygulanmadığı toplumlarda çocukluk çağı menenjit vakalarının %45’i), Streptococcus pneumoniae (%18) ve Neisseria. meningitidis (%14) Spesifik patojenlerinin sıklığı yaşa bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Yaşamın ilk bir ayı içerisinde en sık karşılaşılan etkenler Escherichia coli ve Grup B streptokoklardır. Bu dönemin bir diğer önemli etkeni de menenjit vakalarının %5-10’undan sorumlu olan Listeria monocytogenes’dir.
Daha seyrek olmakla birlikte, N. meningitidis’in yenidoğan döneminde etken olarak bildirildiği raporlar da bulunmaktadır. Yaşamın 30-60. günlerinde Grup B streptokoklar daha ön plana çıkarken, gram negatif enterik basillerin oranında hızla azalma görülür. Gerek yenidoğan, gerekse yaşamın ikinci ayında klasik
menenjit etkeni olan S. pneumoniae ve H.influenzae çok seyrek olarak saptanır. H.influenzae tip b aşısının rutin uygulanmadığı yörelerde, iki ayın üzerinde olan çocuklarda üç yaşına kadar en sık tespit edilen mikroorganizmalar sırasıyla; H. influenzae, S. pneumoniae ve N. meningitidis’dir.
Patogenez:
Bakteriyel menenjitin gelişmesi için patojen mikroorganizmaların subaraknoid boşluğa kadar ulaşması gereklidir. Genellikle bakterilerin, korunma mekanizmalarının oldukça sınırlı olduğu bu vücut boşluğuna gelişleri, hematojen yolla olur. Özellikle nazofarenkste kolonize olan bakterilerin çeşitli nedenlerle (sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra) dolaşıma geçişleri ile hematojen yayılımları gerçekleşir.
Yüzlerce farklı bakteri menenjit etkeni olabilir, ancak toplum kaynaklı pürülan menenjitlerin %95’i (yaş grubu olarak üç ayın üzerindeki çocuk ve yetişkinlerde) S. pneumonia, H.influenzae tip b ve N. meningitidis tarafından oluşturulmaktadır.
Klinik bulgular ve Tanı:
Klasik menenjit triadı ateş, baş ağrısı ve meningeal irritasyon bulgularıdır. Klasik meningeal irritasyon bulgulan ense sertliği, Kernig ve Brudzinski fenomenleridir. Vakalrın %75inde üst solunum yolu enfeksiyonu hikayesi vardır. İştahsızlık, bulantı ve kusma sık görülen özgün olmayan şikayetlerdir. Büyük çocuklarda baş ağrısı, ense ve sırt ağrısı gibi SSS ile ilgili yakmmalar daha sıktır. Ense sertliği, subaraknoid boşlukta kanama veya pürülan eksüdanm yarattığı irritasyona bağlı olarak ortaya çıkan menenjitin patogonomik bulgusudur. Tanıdan önce vakaların %20-30′unda fokal veya jeneralize konvülsiyon öyküsü olabilir. Konvülsiyon S. pneumoniae ve H. influenzae menenjitlerinde meningokoksik menenjitlerden daha sık görülür.
Fizik muayenede genelde vakalann %10 veya daha azmda bilinç değişikliği (letarji, stupor, koma) vardır. Bilinç değişikliği intrakranial basınç artışı, serebrit, hipotansiyon gibi nedenlere bağlıdır. Ense sertliği çocuklarda %60-80 oranındadır. Kernig ve Brudzinski bulguları pozitif olabilir. Özellikle 12-18 aylıktan küçük çocuklarda bu bulgular görülmeyebilir. Meningokok, H. influenzae veya S. pneumoniae’ya bağlı peteşi ve purpura vakalann %25′inde görülür. Fokal nörolojik bulgular vakaların %10-20′sinde görülür. Altıncı kranial sinir paralizisi genellikle artmış kafa içi basıncının göstergesidir. Okulomotor ve fasial sinir paralizileri olabilir. Hemiparezi serebral vasküler oklüzyon gelişmiş olduğunu gösterir.
Iç kulağın enflamasyona katılması ile işitme kaybı ve ataksi gelişebilir. Oksipital loplardaki kan akımı azalmaları ile kortikal körlük olabilir. Papil ödemi hastalığın erken komplikasyonsuz döneminde genellikle görülmez, saptanırsa dural venöz sinüs trombozu, beyin apsesi, BOS dolaşımının obstrüksiyonu veya subdural ampiyem düşünülmelidir. Yenidoğan ve küçük bebeklerde beslenme güçlüğü-emmeme, fontanelde bombeleşme veya suturlarda genişleme, hipotermi, hipertermi, solunum sıkmtısı, abdominal distansiyon, kusma, takipne, apne, huzursuzluk gibi nonspesifik bulgular sıktır. Menenjit çocukluk çağında daha sık görülürken, klinik bulguları bu dönemde daha genel olmaktadır. Bu nedenle tanı için şüphelenilmesi ve erken tedavi başlanması prognoz üzerindeki en önemli faktördür.
http://csh.dergisi.org/pdf/pdf_CSH_43aaa.pdf
http://csh.dergisi.org/pdf/pdf_CSH_57aaa.pdf
YORUM YAZ