İstanbul büyükşehir belediyesinin sosyal tesisleri hem en can alıcı en güzel noktlarda olması hem fiyatlarının uygunluğu hem de iç mekanlarının güzelliği ile son yıllarda her keseye her kişiye uygun yerler haline geldi. En son olarak gittiğim Haliç kıyısında denize sıfır Haliç sosyal tesisleri de bu kalitenin zincirlerinden tıpkı Arnavutköy, Beykoz, Beykoz korusu , Çamlıca, Dolmabahçe, Fethipaşa, Florya, Gözdağı, İstinye, Kartal Dragos , Kasımpaşa, Küçükçekmece tesisleri gibi…
“Haliç kıyısında bir İstanbul sefası”
Tarih kokan cumbalı evler diyarında bulunan bu şahane mekan diğer İBB tesislerin hizmet halkasına yeni eklenen Haliç Sosyal Tesisi, kısa sürede İstanbullular ve yabancı turistlerin uğrak yeri haline geleceğe benziyor. Ayrıntılar »
Tarih 27 Eylül 2009
by İlker Billurcu Kategori:
Hayatım, Şehr-i İstanbul
Etiket: Arnavutköy, balat, beykoz, Beykoz korusu, büyükşehir, çamlıca, Dolmabahçe, Fethipaşa, Florya, Gözdağı, haliç, ibb, İstinye, kadir Has üniversitesi, Kartal Dragos, Kasımpaşa, kız arkadaşla gidilecek yerler, Küçükçekmece, lokanta, lüks, paçanga böreği, sosyal tesileri, tavsiye, uygun

Aslında İstanbul’u ziyaret eden orada bir müddet yaşayan hatta ülkenin bir ucunda olsanız bile istanbul’un semtlerini az çok biliriz. Ama çok az insan bu semt isimlerinin nereden geldiği hakkında fikir sahibidir. İşte sizlere bazı semtlerin eski fotoğraflar eşliğinde isimlerinin nerden geldikleri…
Taksim:
Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.
Ayrıntılar »
Tarih 10 Mart 2009
by İlker Billurcu Kategori:
Kültür - Sanat, Şehr-i İstanbul
Etiket: ahırkapı, aksaray, aşiyan, bağlarbaşı, bakırköy, bebek, beşiktaş, beyazıd, beyazit, beyoğlu, bostancı, çatladıkapı, çemberlitaş, çengelköy, çıksalın, eminönü, eski fotoğraflar, feriköy, galata, horhor, isimleri, istanbul, nerden, nereden geliyor, okmeydanı, şaşkınbakkal, semt, şişli, sütlüce, Taht-el-kale, tahtakale, taksim, teşvikiye, unkapanı, üsküdar, veliefendi
Hükümran Senfoni’den alınan resimlerle hazırlanan gerek konusu gerekse müzikleriyle harika bir video
Fatih’te Sur Ocakbaşı’nı ilk defa 1 yıl önce keşfettim. Daha önceden çok defalar duymama rağmen gitmek bir türlü kısmet olmamıştı. Bir arkadaşın İstanbul’a geldiğimde bize yemek ısmarla emrivakisi ile ve onun önerisi ile Unkapanı’nda “Kadınlar Pazarı” diye tabir edilen yerde İtfaiye binasına yakın Sur Ocakbaşın’da Ali Usta’nın yerinde Büryan yemeğe gittik birkaç arkadaş.
Genelde Büryan’ın öğle saatlerinde tükendiğini duymuştuk ama yine de şansımızı denemek istedik ve yola koyulduk. Büryan Siirt’in mi Bitlis’in mi tartışmalarıyla geldik lokantaya. Tabi hemen siparişleri verdik adam başı 1.5 porsiyon hemde…
Ayrıntılar »
Tarih 01 Aralık 2008
by İlker Billurcu Kategori:
Hayatım, Şehr-i İstanbul
Etiket: adres, ali usta, büryan, diyarbakır, dondurmalı helva, fatih, kadınlar pazarı, kebap, kuyu, kuzu, marine, nasıl gidilir, perde pilavı, rezervasyon, siirt, siirt pazarı, sur, sur tatlısı, telefon, unkapanı

İstanbul denince insanın aklına o kadar çok şey gelir ki. Yeditepesi , Taksim Beyoğlu istiklal caddesi, Galata ve Kız kulesi , Çamlıca , Emirgan , Belgrad Ormanları… vs
Bunlardan bir tanesi de Boğazda Balık yemektir. Kız arkadaşınla ya da içmeyi sevenler Rakı-Balık keyfi için giderler bu mekanlara… Çok güzel ve lüks mekanlar olduğu gibi her bütçeye uygun yerlerde mevcut…
Taç Balık Restaurant Beykoz Çubuklu sahilinde Kanlica caddesi üzerinde Çubuklu dalgıç okulu yanında denizin koylaştığı eşsiz bir görüntüye sahip bir deniz ürünleri lokantası. İsterseniz yazlık bahçesinde, isterseniz kapalı salonununda, boğazın enfes mehtabı ile dostlarınız ve sevdiklerinizle unutulmaz bir akşam geçirmeniz için gayet şık ve güzel bir yer.Balık menüsü geniş ve ortamı çok güzel. Mum ışığı altında türk sanat müziği ya da hafif yemek müziği ile balık keyi yaşanmaya değer. Fiyatlar da çok abartılı değil. Kız arkadaşınızı götürebilir çok şahane bir akşam yaşatabilirsiniz.
Servis dört dörtlük. Herşey önünüze geliyor resmen. Tek yapmanız gereken siparişi vermek ve o anın tadını çıkarmak. Ama benim deneyimim olan tereyağlı karides güveç’i denemenizi tavsiye ederim. Yanında balık olarak Çinekop ya da Tekir çok güzel gidiyor bir de mevsim salatası oldu mu tamamdır. Biz gittiğimizde müssesenin ikramı tatlı olarak kabak ve ayva tatlısı da mevcuttu.
Ulaşım ise Üsküdar’dar tek vasıta ile tam önünden geçiyor. Beykoz dolmuşlarına bindiğinizde 20 dakikalık bir mesafede.
Ayrıntılar »
Tarih 27 Kasım 2008
by İlker Billurcu Kategori:
Hayatım, Şehr-i İstanbul
Etiket: adres, balık, beykoz, çinekop, çubuklu, dalgıç okulu, fiyat, kabak tatlısı, menü, meze, mönü, nasıl gidilir, rakı, restaurant, restoran, rezervasyon, taç, tekir, tereyağlı karides güveç

Bu şehr-i İstanbul ki bi misl ü behâdır.
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır.
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında.
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır.
Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl.
Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır.
Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ.
El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır
Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet.
Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır.
İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek.
Gülzarların cennete teşbih hatadır.
Ayrıntılar »

İstanbul 7 tepe derler. İşte bu tepelerden birisi de Çamlıca Tepesi. Eğer İstanbulu Çamlıca’dan seyretmediyseniz İstanbul’un güzelliğini görmüş sayılmazsınız. Yeditepe üzerine inşa edilen bu şehir değil Türkiye’nin Dünyanın gözbebeği kabul edilir. İstanbul’un tacı sayılan bu tepe, üzerinde taşıdığı İstanbul ile birlikte tarihe tanıklık eder adeta. Çamlıca Tepesi; gün olmuş padişahlara kollarını açmış dinlenmeleri için (2.Mahmut), gün gelmiş kent sakinlerine ev sahipliği yapmış; şairlere, müzisyenlere,ressamlara, yazarlara ilham kaynağı olmuş, hatta âşıkların en güzel mutlu dakikalarını paylaşmış asırlarca…
İstanbulun Üsküdar ilçesi sınırlarında yer alan Çamlıca’ya gitmek için Kadıköy Vapuruna bindik. Vapurla seyahat etmenin ayrı bir zevki vardır her zaman. Her ne kadar rüzgar rahatsız edici derecede olsa dahi, İstanbulun eşşiz silüetini ve uçusan martıları izlemek çok şeyi unutturuyor insana. Sonra 14F İEET ile Büyük çamlıca tepesine gittik. Oldukça dik bir yokuştan sonra bizi Ağaçlar içinde eşsiz bir İstanbul manzarası karşıladı. Yorgunluk birden unutuldu. Uzun uzun manzarayı seyrettik. Karşıdan görünen Avrupa yakasının binalarını ve belirli yerlerinden yola çıkarak acaba burası neresi, hangi yoldan geldik gibi konuşmalar yaptık. Bol bol resim çektik.
Ayrıntılar »

İstanbul’un ve Üsküdar’ın sembolü haline gelen Kız Kulesi; yalnızlığın, aşkın ve ulaşılmazlığın da sembolü olmuştur. Kule için onlarca şiir yazılmış, yüzlerce resim yapılmış ve binlerce fotoğraf çekilmiştir. Alımlı, sevdalı ve denizin ortasında bir başına ve yapayalnızdır. Uzun yıllar boyunca eğitimim için İstanbulda kalmama rağmen bir türlü gitmeye fırsatım olmamıştı. Tabi bir de maddi nedenler var. Öğrenci olarak biraz tuzlu bir yer ama şehrin büyülü atmosferini tatmak adına en azından bir kere gidilmesi gereken tarihi bir mekan. Ulaşım hergün Salacaktan 20:15 – 01:30 ve Kabataştan 20:00 – 20:45 – 21:30 saatlerinde mevcut.
Akşam yemeğinizi muhteşem boğaz manzarasında yiyebilir , yemek sonrasında İstanbulu 360 derece seyrebileceğiniz KuledaBar’da içeceğinizi yudumlayabilir ve yine akşam saatinde canlı müzik eşliğinde günün stresini üzerinden atabilirsiniz. Tabi önceden rezervasyon yaptırmanız gerkiyor bunlar için. Kız Kulesini şu an işleten firmanın internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Rezervasyon için iletişime geçebilir ya da menü fiyatları hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.
Uzun zaman oldu İstanbula gelmeyeli. Belki 4 ay. Çok da uzun bir zaman gibi gelmiyor insana ilk bakışta ama dile kolay 6 yıl eğitim gördüğüm yer. Acı tatlı birçok anısı var insanın burada. Şehr-i İstanbul. Gelip de büyüsüne kapılmayan tekrar gelmek istemeyen mi var ?
İstanbul işte. Başka söze ne hacet ama bir de sevdiklerim burda çok çok yakın dostlarım. Yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği canım arkadaşlarım. Bazı şeylerin ne kadar güzel olduğunu kaybedince anlıyor insan. Şimdi herkes farklı yerde farklı ortamlarını kurmuş ya da kurmaya çalışıyor ama eskiyi yad edince özellikle de birşeyler yazmaya çalışınca anlıyor insan o zamanların değerini.
Çoğu şey belki değişmiş. Yeni yüzler var eski mekanlarda. Tanıdık bir sima görünce seviniyor insan. Hemen eski günleri anıları paylaşmak istiyor. Sanki daha dün gitmişsiniz gibi kaldığı yerden devam ediyor sohbet garip bir şekilde.